Anasayfa / SE'den Notlar / Seliyha Elbeyoğlu’ndan Notlar

Seliyha Elbeyoğlu’ndan Notlar

Merhaba,

Günümüzde insanların psikolojik hastalıklardan bağımsız bir şekilde gündelik yaşamın getirdiği zorluklarla baş edebilmek için ne kadar yoğun bir çaba içerisinde olduğunu gözlemlemek çok da zor değil.

Kişisel gelişim kitaplarına, kendini ve diğerini anlamak üzere açılan seminerlere, ruh-zihin-beden dengesine gösterilen ilgiye bakılacak olursa günümüz insanlarının çoğunun ruhsal bir arayış içerisinde olduğu aşikâr. Sanki içimizde bir yerlerde hep bir şey eksik, kendimizden memnun değiliz.

İnsana özgü temel ihtiyaçlar hâlâ değişmemişken, atalarımıza göre katbekat fazla konfor alanına ve yaşamsal anlamda daha az tehdit edici risklere sahip olmamıza rağmen daha huzursuz hissetmemiz neyle açıklanabilir?

En bilinen hâliyle Maslow’un hiyerarşik ihtiyaçlar listesini hatırlarsak; en temel ihtiyacımız nefes alma, yeme, içme, uyuma, seks gibi fizyolojik ihtiyaçlardır. Bunu güvenlik ihtiyaçları, ait olma ve sevgi ihtiyaçları, değer ihtiyaçları (saygı görme ve saygınlık) ile kendini gerçekleştirme ihtiyacı takip eder.

İhtiyaçlarımız aynı kalsa da ihtiyaçların karşılanma koşullarının oldukça karmaşık hâle gelmesi sanırım modern insanın en büyük ızdırabı. Bunu yapanın da yine bizler olması ayrı bir ironi.

Özellikle prestij, başarı, yeterli olmak ve başkalarınca benimsenip tanınmak gibi öğeleri içeren saygı görme ve saygınlık (esteem) ihtiyaçlarında çoğumuzun kafası oldukça karışık. Hatta öyle ki bu ihtiyaçlarımız neredeyse ait olma ve sevgi ihtiyaçlarımızın çok daha önüne geçmiş durumda.   “Ya bu ya da bu” yerine popüler kültürün dayattığı “bu ve bu” algısı insanlar arasında rekabet ve kıyaslamayı da beraberinde getirdi. Bilgiye ulaşabilme kolaylığı da dünya nimetlerinin çeşitliliğini komşumuz ya da arkadaşımızın sahip olduklarından çok daha ötesine geçirdi.

Hâl böyle olunca en iyi risotto hangi restoranda yenir bilirken, canının çektiğine göre akşamını planlayabilme konforuna sahipken, kariyer hedefini belirlemiş emin adımlarla ilerlerken, kendisi için en iyi evlenme yaşına bile karar vermiş bekarlığın tadını çıkarabilirken; öz değerlerimizle temasımız giderek zayıfladı. Memnuniyetsizliğimiz arttı.

Elde ettiğimizde anlamlı bir hayat içerisinde olacağımızı hayal ede ede nerede, ne yapıyoruz, ne kadar keyifli ve huzurluyuz bakmaz olduk çoğu zaman. Bazılarımız ise kendinden vazgeçti, öğrenilmiş bir çaresizlik içinde seyirci kalmakla yetinmeye başladı. Onlar diğerlerinden daha şanslı değildi, çünkü paylaştığı yine diğerlerinin değerleri, onlar sadece savaşmaktan vazgeçti.

İstediğimiz anlamlı ve mutlu bir yaşamsa tüm bu kaosa rağmen öncelikle bakmamız gereken şey öz değerlerimizdir.

Siz arkadaşlarınızla kahvaltıya giderken rahat hissetmeyi, güzel hissetmekten daha değerli buluyor olabilirsiniz. Sizin için başarı kimseye muhtaç olmayacak düzeyde maddi kazanç elde ederken özerkliğinizden taviz vermemek olabilir. Yalnızlığı kalabalıklara tercih ediyor olabilirsiniz, rekabet sizi korkutmuyorsa da arkadaşlığın yanında önemini kaybediyor olabilir. Bu sizsiniz; bazıları size benzer, bazıları benzemez.

Öz değerlerinizi fark edip buna uygun bir hayat sürmeye başladığınızda keyif ve memnuniyet duygularınızın artacağına şüphe yoktur.

Anlamlı ve mutlu bir yaşam için ilgilerinizi keşfetmeniz de önemlidir. Siz neler yapmaktan hoşlanırsınız, nelerle ilgilenirken “anda” kalabiliyorsunuz? Kitap okumak, yemek yapmak, bitkilerle ilgilenmek, yardım etmek… Geniş ilgi alanlarına sahip olmak ve bunlara hayatınızda daha çok yer açmak atılacak bir diğer adımdır.

Ayrıca insana dair ve ancak bir başka insanla paylaşılabilecek sevgi ve dayanışma duygularının hayatınızda var olması gerekir. Sevgi alıp verdiğimiz, kendimizi yanlarında iyi hissettiğimiz, dayanışma içerisinde olabildiğimiz, ait hissedebildiğimiz bir çevreye sahip olmayı asla hafife almamalıyız.

Ve doğa… Hayatımızda onunla temasa daha çok yer açmalıyız. Her Güne Bir Nietzsche kitabında “Doğada huzur bulmamızın sebebi bize aldırmıyor olmasıdır” diye bir başlık geçer. Gerçekten de doğa ruhumuza en iyi gelen ilaçtır.

 

Sevgilerimle,

Seliyha.

 

Bu tür yazıları zaman zaman e-posta yoluyla almak isterseniz, Seliyha Elbeyoğlu’ndan Notlar’a buradan katılabilirsiniz.