Anasayfa / Kaygı ve OKB / OKB’de Takıntılı Davranışlar Neden Tekrarlanır?

OKB’de Takıntılı Davranışlar Neden Tekrarlanır?

OKB’de Belirtilerin Ötesine Geçmek: Kompulsiyonlar Hangi İşleve Hizmet Ediyor?

Obsesif kompulsif bozuklukta (OKB) iki ana belirtileri vardır. Obsesyonlar yani takıntılar ve kompulsiyonlar yani tekrarlayıcı davranışlar. Bu belirtileri doğru tanımak ve sınıflandırmak, tedavi açısından önemlidir. Ancak OKB’ de bir belirtinin neye benzediğini bilmek, onun neden ortaya çıktığını ve neden sürdüğünü bütünüyle açıklamaz. Yani aynı tekrarlayıcı davranışlar farklı kişilerde farklı psikolojik işlevlere hizmet edebilir. Benzer şekilde, görünüşte birbirinden farklı kompulsiyonlar ortak bir işlevi yerine getirebilir.

OKB’yi anlamaya çalışırken yalnızca belirtilerin içeriğine değil, bu belirtileri sürdüren duygusal ve motivasyonel süreçlere de bakmayı gerekli kılar.

Jonathan S. Abramowitz ve Gabriele Melli’nin 2026 yılı içinde Behavior Therapy dergisinde yayımlanacak “From Topography to Function: Rethinking the Conceptualization of Obsessive-Compulsive Disorder” başlıklı makalesi, OKB’nin kavramsallaştırılmasında bu ayrımı merkeze alan bütünleştirici bir çerçeve öneriyor. Yazarlar, geleneksel belirti temelli sınıflandırmaları terk etmeyi değil, bunları belirtilerin işlevlerini anlamaya yönelik bir yaklaşımla tamamlamayı savunuyor.

Belirtiyi tanımlamak, işlevini açıklamak değildir

OKB değerlendirmesinde bulaş (kontaminasyon), kontrol etme, simetri ve düzen, istenmeyen düşünceler gibi belirti temaları sıklıkla kullanılır. Bununla birlikte, aynı belirti kategorisinde yer alan kişilerin kompulsiyonlarını sürdüren süreçler farklı olabilir. Örneğin iki kişi de sık sık el yıkıyor olabilir. Bir kişi hastalık bulaşması ihtimalini azaltmaya çalışırken diğeri yoğun bir tiksinme veya kirlenmişlik hissinden kurtulmaya çalışıyor olabilir. Bir başka kişi ise başkasına zarar vermiş olma ya da sorumlu tutulma ihtimalinin yarattığı suçluluk duygusunu önlemek için yıkama davranışına başvurabilir.

Davranış aynıdır; ancak davranışın işlevi farklılaşabilir.

Tersi de mümkündür. Kontrol etme, güvence arama ve zihinsel olarak geçmişte yaşananları tekrar tekrar gözden geçirme, biçim bakımından birbirinden farklıdır. Buna karşın bu davranışların tümü, kişinin bir hatadan sorumlu olma veya suçluluk hissetme ihtimalini ortadan kaldırma çabasına hizmet edebilir.

Bu nedenle belirti temelli sınıflandırma (kontaminasyon), kontrol etme, simetri ve düzen, istenmeyen düşünceler), kişinin hangi belirtileri yaşadığını anlamak için yararlı olsa da kompulsiyonun hangi deneyimi düzenlemeye çalıştığını tek başına açıklamayabilir.

OKB’de üç işlevsel boyut

Abramowitz ve Melli, önceki kuramsal ve ampirik çalışmaları bir araya getirerek üç temel duygusal-motivasyonel boyut öneriyor: zarar ve suçluluktan kaçınma, tiksinmeden kaçınma ve tamamlanmamışlık deneyiminden kaçınma.

Bu boyutlar birbirini dışlayan kategoriler olarak düşünülmemelidir. Bir kişide birden fazla süreç aynı anda etkili olabilir; ayrıca bu süreçlerin göreli önemi kişiye ve duruma göre değişebilir.

1. Zarar ve suçluluktan kaçınma

Bazı kompulsiyonlar, olası bir zararı önleme veya kişinin kendisini bu zarardan sorumlu tutmasına yol açabilecek belirsizliği giderme çabasıyla sürdürülebilir.

Örneğin bir kişi kapıyı defalarca kontrol edebilir. Görünürde amaç kapının kilitli olduğundan emin olmaktır. Ancak ayrıntılı bir değerlendirmede, kapının açık kalması ihtimalinin ötesinde, bir hırsızlık yaşanırsa bundan sorumlu olacağı düşüncesinin de belirleyici olduğu anlaşılabilir.

Bu durumda kontrol etme davranışı yalnızca tehlike olasılığını azaltma çabası olarak değil, sorumluluk ve suçluluk duygularını önleme girişimi olarak da ele alınabilir. Burada önemli olan, kişinin mutlaka yoğun suçluluk yaşayan biri olması değildir. Kompulsiyonun işlevi, suçluluğun ortaya çıkma ihtimalinden kaçınmak da olabilir. 

2. Tiksinmeden kaçınma

Tiksinme, organizmayı potansiyel olarak zararlı maddelerden uzak tutmaya yardımcı olan bir duygudur. Ancak bazı OKB belirtilerinde tiksinme, yalnızca bir tehlikenin işareti olarak ortaya çıkmaz; kişinin kendisinden uzaklaştırmak istediği rahatsız edici bir deneyim hâline de gelebilir.

Örneğin bir kişi belirli bir yüzeye dokunduktan sonra hastalanacağına ilişkin güçlü bir beklenti taşımayabilir. Buna rağmen yüzeyin kirli olduğu hissi ve bu hissin yarattığı tiksinme, yıkama davranışını başlatmak için yeterli olabilir.

Benzer süreçler, fiziksel temasın bulunmadığı durumlarda hissedilen zihinsel kirlenmişlik deneyimlerinde de görülebilir. Bazı kişilerde istenmeyen düşünceler veya ahlaki açıdan rahatsız edici bulunan zihinsel içerikler, kişinin kendisini içsel olarak kirlenmiş hissetmesine yol açabilir.

Bu tür durumlarda klinik değerlendirme, yalnızca kişinin ne kadar tehlike beklediğine değil, tiksinme ve kirlenmişlik deneyiminin davranışı nasıl etkilediğine de odaklanabilir.

Bununla birlikte, her kontaminasyon belirtisinin temelinde tiksinme bulunduğu varsayılmamalıdır. Korku, tiksinme ve sorumluluk aynı kişide birlikte etkili olabilir.

3. Tamamlanmamışlık deneyimi: “Tam olmadı” hissi

OKB’de bazı tekrarlayıcı davranışlar, belirgin bir felaket beklentisinden çok, bir şeyin eksik, yanlış, düzensiz veya olması gerektiği gibi olmadığı hissiyle ilişkilidir.

İngilizce literatürde not-just-right experiences (NJRE) olarak adlandırılan bu deneyimler, kişinin bir davranışı doğru, tamamlanmış veya yeterince yerinde hissedene kadar tekrarlama ihtiyacı duymasına yol açabilir.

Örneğin bir kişi bir nesneyi tekrar tekrar düzeltebilir, bir hareketi yeniden yapabilir veya bir cümleyi zihninde tekrarlayabilir. Kişi mutlaka kötü bir şey olacağını düşünmüyor olabilir. Ancak davranışı tamamlamadan bırakmak, rahatsız edici bir eksiklik hissi yaratabilir.

Bu noktada değerlendirilmesi gereken soru şudur: Kişi davranışı bir tehlikeyi önlemek için mi tekrarlıyor, yoksa ortaya çıkan tamamlanmamışlık hissini gidermek için mi?

Bu iki işlev birbirinden tamamen bağımsız olmak zorunda değildir. Tamamlanmamışlık hissi, kaygı veya sorumluluk düşünceleriyle birlikte de bulunabilir. Yine de bu deneyimi yalnızca kaygının başka bir görünümü olarak değerlendirmek, bazı vakalardaki önemli bir süreci gözden kaçırmaya yol açabilir.

Sonuç: Belirtilerin biçiminden işlevine

OKB’yi anlamak, belirtileri tanımlamakla başlar; ancak başarılı bir tedavi için bu sadece başlangıç noktasıdır. Aynı kompulsiyon farklı duygusal ve motivasyonel süreçlerle sürdürülebilirken, farklı kompulsiyonlar ortak bir işlevi yerine getirebilir. Zarar ve suçluluktan kaçınma, tiksinmeden kaçınma ve tamamlanmamışlık deneyiminden kaçınma, bu süreçleri değerlendirmek için önerilen üç önemli boyuttur.

Kaynak

Abramowitz, J. S., & Melli, G. (2026). From Topography to Function: Rethinking the Conceptualization of Obsessive-Compulsive Disorder. Behavior Therapy. https://doi.org/10.1016/j.beth.2026.10.001

Not: Bu yazı, makalenin kabul edilmiş ön baskısında sunulan kavramsal çerçeveye dayanmaktadır. Makale, işlevsel yaklaşımın klinik üstünlüğünü doğrulayan bir tedavi araştırması değil, mevcut literatürü bir araya getiren ve gelecekte sınanması gereken hipotezler öneren kuramsal bir çalışmadır.